Berat isimli bir vatandaşımız geçen yazımıza “İçimizdeki
siyonistleri nasıl belirliyeceğiz veya anlıyacağız, ipuçları nelerdir. Bu
konuda bilgi verebilirmisin.” diye yazmış. Bu yazımı o yüzden kaleme alıyorum.
Zira bunun için önce psikolojik harp nedir bunu bilmek gerekir.
Psikolojik harp; bir kişinin veya bir insan gurubunun
davranış, düşünce ve duygularını kontrol etmek, değiştirmek veya yönlendirmek,
onları yılgınlığa ve umutsuzluğa sürüklemek için örtülü bir şekilde hedef kişi
veya topluluğa, onların farkına varamayacağı bir şekilde (üstü kapalı olarak)
tatbik edilen tüm yöntemlere verilen addır.
Burada “yılgınlığa ve umutsuzluğa sürüklemek maksadıyla” ve
“hedefin farkına varamayacağı şekilde” olması, üzerinde durulması gereken iki
önemli noktadır. Tanımda da söylediğimiz gibi; psikolojik harp, normal harpten
farklı olarak örtülü bir şekilde yani başka kılıflara sokulmuş biçimde yapılır.
Psikolojik savaşın örtülü olmasının nedeni, insanların
bilinçaltını (alt beyin) hedefliyor olmasındandır.
Psikolojik harp teknikleri üst bilinci değil, alt bilinci
hedeflediklerinden, siz farkında olmadan bilinçaltınız, verilmek istenen asıl
örtülü mesajı algılar ve bu örtülü mesajlar uzun vadede davranışlarınızı,
fikirlerinizi, duygularınızı etkiler ve yönlendirir. Bu sayede psikolojik savaş
tekniğini uygulayanlar da amacına ulaşmış olurlar.
Psikolojik harp; yazılı ve görsel basın, internet, sinema
filmleri ve kitaplar gibi araçlarla uygulanır. Örneğin; CIA’nın birçok paravan
yayınevi, film şirketi, radyo istasyonu ve TV kanalı kurduğu biliniyor. Hatta
pek çok ülkede başka ülkelerin gizli servislerinden maaş alan yazarların
varlığı bilinioyor.
Bakın bu konuda Atilla Akar, “Derin Dünya Devleti” isimli
kitabında ne diyor: “CFR, CIA ve onların kontrolündeki vakıflar aracılığıyla
finanse edilen ya da ‘gizli bordrolar’ından maaş alan bazı yazarlar, ‘sipariş
üzerine’ ürünler vermektedirler. ‘Derin dünya’nın bu kadrolu yazarları,
özellikle CFR, Bilderberg ve Trilateral Komisyon gibi örgütlerin stratejisi
doğrultusunda ürünler verirler. Böylelikle gelecekteki derin dünya manevraları
için uygun bir entelektüel ortamın yaratılmasına katkıda bulunurlar. Birçok
üçüncü dünya aydını da bunlara ‘tav’ olur.”
Ayrıca Frances Stonor Saunders de “Kültürel Soğuk Savaş:
CIA, Sanat Dünyası ve Edebiyat” adlı kitabında CIA ile aydınlar, yazarlar,
akademisyenler, sanatçılar, şairler ve müzisyenler arasındaki ilişkilere
değiniyor. Saunders, CIA’nın finanse ettiği kitaplar arasında, George Orwell’ın
“1984”
ve “Hayvan Çiftliği” kitaplarını gösteriyor.
CIA’nın devletleraracılığıyla 87 ülkede sinemaya büyük
yatırım yaptığı kaydediliyor. Bunların yanında Samuel P.Huntington’un
“Medeniyetler Çatışması” kitabının CIA tarafından ortaya konulduğu ifade
ediliyor. 11 Eylül’de gerçekleştirilen İkiz Kuleler’e yönelik saldırılardan
sonra CIA ve Pentagon’un sinema sanayiine yön verme, hatta ortak projeler
üretme gayretlerinde de bir artış göze çarpıyor. [1]
Think-tank kuruluşları ise bünyelerinde fütüro-loglar
barındırıyor ve burada özellikle dünyanın geleceğine ve ABD’nin alacağı konuma
ilişkin muhtelif senaryolar üretiliyor. Şu anda ise bilim adamları, Hollywood
senarist ve yapımcılarıyla ortak savaş projeleri tasarlıyor. Esinlendikleri
kurum ise İkinci Dünya Savaşı’nda kurulan “Enformasyon Bürosu”.[2] Mesela,
yönetmenliğini Phil Alden Robinson’un yaptığı “The Sum of All Fears (En Büyük
Korku)”, doğrudan CIA desteği alan bir film olarak tanınıyor. Film, şu anda
muhtemel nükleer terörizm kabusuyla yaşayan dünyada bir “nükleer terörist
saldırı tehdidi” üzerine kurulmuş ve tabi bu saldırı, CIA ajanlarının
gayretiyle önleniyor. CIA’nın bu filmi desteklemesinin nedeni; bu korkuyu diri
tutarak toplumdan “terörizmle mücadele”de destek almak. Film, tam da bu
korkuları bir daha hatırlatmak üzerine oluşturulmuştu adeta. Zaten 11 Eylül
sonrası Hollywood’un savaş, nükleer tehdit ve terörizm konulu filmlerinin
senaryoları, CIA ajanlarıyla birlikte hazırlanmış.
Başka bir örnek de, “Yüzüklerin Efendisi / Yüzük Kardeşliği”
filmi. Burada asıl ilginç olan, romanı CFR’nin İngiltere’deki karşılığı olan
“Chatham House” tarafından J.R.R Tolkien’e ısmarlanmış olması. Kitabın ilk
basımı ise 1950’lerin ortası. Ancak 1990’larda ilk olarak popülerleştiriliyor.
O 1990’lar ki küreselleşmenin de patladığı yıllar. (J.K. Rowling’in Harry
Potter’ı, Ursula K.Leguin’in “Yerdeniz”i gibi “Yüzüklerin Efendisi” de
metafizik, mistik bir dünya görüşünü özellikle çocuklara ve gençlere aşılıyor.)
Bu filmler ya da romanlar aslında Iluminati, Gül-Haç gibi örgütlerin
felsefesinden esintiler taşıyor. Hepsi de okültizmin propagandası niteliğinde.
Hatta seçtikleri imgeler bile bunlara denk düşüyor: “Yüzük Kardeşliği” (Mason
kardeşliği), Yüzük (halka/çember), “Felsefe Taşı”, gizli güçler vb... Sanki
hepsi seküler bir dünyanın yerini alacak yeni dinin (tek dünya dini) ideolojik
alt yapısını hazırlamak üzere kurgulanmış. Bütün bunlar ise “Derin Dünya! ”nın
gizli doktrinine denk düşen şeyler. [3]
Bu konuyla ilgili üzerinde durmak istediğim iki güncel olay
var. Bunlardan biri, hatırlarsanız yaklaşık bir yıl önce Amerikan
televizyonları, Irak'ta bir cami içinde Amerikan askerleri tarafından
acımasızca öldürülen yaralı bir Iraklı direnişçinin görüntülerini bütün dünyaya
izlettiler... Sizce de bunda bir gariplik yok mu?.. Bu insanlık dışı barbarlığı
yapan, ABD ordusu. Bu barbarlığa dair görüntüleri çeken ve tüm dünyaya
izlettiren de Amerikan televizyonları. Hani o, sahipleri Yahudi (Siyonist) olan
ve ABD yönetimindeki "şahinler"in tüm emperyalist politikalarının en
büyük destekçisi olan televizyonlar... İşte bu olayda "reklâmın iyisi
kötüsü olmaz" mantığıyla oldukça başarılı bir psikolojik harp tekniği
uygulanmıştır."Biz o kadar acımasızız ki, önümüzde hiçbir güç
duramaz" şeklindeki gözdağı mesajı, bu görüntülerle örtülü olarak, Iraklı
direnişçilere ve tüm dünyaya gönderilmiştir ve bu mesaj da tüm insanların
bilinçaltına (bir daha silinmemek üzere) kazınmıştır.
Psikolojik harp teknikleriyle, bilinçaltının hedeflenmesinin
bir nedeni de, bilinçaltına yerleşen bilgilerin bir daha silinmemesidir. Yani
siz farkında olmadan bilinçaltınıza yerleşen bir takım örtülü mesajlar,
beyninizde öyle bir yer eder ki, ömür boyu davranış ve düşüncelerinize
yönlendirici bir etki yapar.
Yine bu konuyla ilgili ikinci bir güncel örnek de, son
günlerde en çok satan kitaplardan birisi olan, "Metal Fırtına"
kitabı. Kitabın "görünen" yazarları Orkun Uçar ve Burak Turna, bu
gibi iddiaları yalanlasalar da bu kitabın bir psikolojik harp aracı olduğuna
dair son derece güçlü kanıtlar var.
Söz konusu kitabı ben okudum. Birisi gelip, bana "Bu
kitabın ana fikri nedir?" diye sorsa, vereceğim cevap şu olur: "Türk
Ordusu'na fazla güvenmeyin! Amerika, Türkiye'yi işgal etmek istese, o çok
güvendiğiniz ordunuzu ezer geçer ve 15-20 günde Türkiye'yi ele geçirir"...
Evet, "Metal Fırtına" kitabının ana fikri bu. Kitabı okuyup da bunun
aksi bir mesaj çıkaran varsa çıksın karşıma!.. Kitabı okuyanlar görmüştür ki;
Türkiye'yi işgalden Türk Ordusu kurtaramıyor. Anadolu'yu eline geçirecek bir
ABD'nin dünyaya hakim olacağını düşünen Rusya, Çin, Fransa ve Almanya duruma müdahale
ediyor ve ABD geri çekilmek zorunda kalıyor...
Kitapta Türk Milleti üzerinde caydırıcı ve yıldırıcı bir
etki bırakacak cinsten öyle şeyler var ki... Mesela, kitaba göre Türk Ordusu
Kuzey Irak'a girmiş ve Amerika, oradaki askerlerimize saldırarak savaşı
başlatıyor ve ondan sonra da Türkiye'ye girip, hızla bütün Anadolu'yu işgal
ederek 15 günde Istanbul'a dayanıyor!.. Yani, "Türkiye, K.Irak'a girmeyi
aklından geçirmesin. Öyle bir şeye kalkışırsa çok kötü şeyler olur!"
mesajı, bilinçaltınıza iletiliyor.
Türk Ordusu'nun uçakları ve zırhlı araçları, tankları
hareket bile edemeden ambarlarda ve havalimanlarında imha ediliyor, Anıtkabir
yerle bir ediliyor, devlet binaları bombalanıyor, üst düzey komutanlarımız
öldürülüyor, sivil halk acımasızca katlediliyor. ABD, uzaydaki casus uyduları
vasıtasıyla her yeri görebiliyor; bu yüzden nerede sivil direnişçiler bir öbek
halinde toplansalar, hemen üzerlerine bombalar yağdırılıyor ve parça parça
ediliyorlar!..Yani "düzenli ordunuz başa çıkamadığı gibi, siz halk olarak
Kuvayı Milliye birliklerini de kursanız,vız gelir. O yüzden Kuvayı Milliye
ruhunuza da o kadar güvenmeyin. O eskidenmiş!" mesajı, örtülü bir şekilde
bilinçaltınıza gönderiliyor. Ki bence halt etmiş, barbar ve salak ABD ordusu,
CIA, FBI, MOSSAD, Shin Ped gibi örgütleri sadece filmlerde bir şeyler
becerebilirler bence. Hatta bence bu örgütlerin içindeki birkaç personel hariç
hemen hepsi zihinsel özürlü, akılsız insanlar. Ama psikolojik harpte gerçekten
çok iyi oldukları için herkez bu salakları bir şey zannediyor.
Şimdi bu "Metal Fırtına" kitabı ile Amerikan
askerleri tarafından kafasına kurşun sıkılan yaralı Iraklı direnişçi ile ilgili
haberi bir karşılaştırın. İkisi arasında birçok benzerlik olduğunu ve ikisinde
de verilmek istenen örtülü mesajın aynı olduğunu göreceksiniz. Her ikisinde de
ABD o kadar "güçlü ve acımasız" ki, önünde durabilecek hiçbir kuvvet
yok!
Sonuç olarak; ABD'nin sınırsız güç sahibi olduğuna, casus
uyduları vasıtasıyla yerdeki karıncayı bile izlediğine dair bir takım
haberlere, bir de "psikolojik harp" penceresinden yaklaşalım bence.
Tabi bu açıdan yaklaşırken, bu haberler gerçekmiş gibi(gerçek olma ihtimalini
de göz önünde bulundurarak) önlemlerimizi alalım, bilimsel ve teknolojik
gelişmeleri yakından takip edelim, takip etmekle de kalmayıp bilime ve
teknolojiye biz de yön verelim ve kendi içimizdeki gücün, damarlarımızdaki asil
kanda taşıdığımız kudretin de farkında olalım. Uluslar arası ilişkileri
öğrenelim.
Özellikle tek kanatlı kuş uçmaz mantığıyla hareket etmemiz
lazım. Yani ideolojilere kapılmadan, her yazarı okumalıyız. Böylece psikolojik
savaşın fikir mağdurları arasına girmeyiz. Öyle yazarlar varki yazılarını yan
yana koyduğunuzda çıkan sonuç ABD benim ilahımdır, o ne derse yaparım. Böyle
şahısların yazılarına dikkat. Birileri her ne kadar Türkiye Türkler tarafından
yönetilemeyecek kadar önemli bir ülkedir diye yazsallarda, Biz Türkler yeniden
Dünyaya nizam verebilecek hale gelebiliriz. Yazımız devam edecek.
• 2008-03-25 00:41:27 - helal olsun...