...EFRASYAP...



} td {font-family: arial, verdana, tahoma, sans-serif;font-size: 8pt;line-height: 1.7;color: #444444;} td.leftside {background-color: #00ffff;background-image: background-repeat: no-repeat;background-align: right;padding: 10px;padding-top: 15px; text-align: justify;border: 5px solid #CCCCCC;} td.space {padding: 5px;} td.rightside {background: #00ffff;padding: 10px;border: 5px solid #CCCCCC;line-height: normal;} div.comment {padding-left: 30px;margin-top: 0px;margin-bottom: 0px;} div.avatar {float: left; margin: 5px;margin-left: 0px;margin-bottom: 0px;} div.author {margin-bottom: 6px;} h2 {font-family: georgia, tahoma, verdana, arial, sans-serif;font-size: 20pt;color: #555555;margin-bottom: 12px;} h2.comment {margin-top: 0px;} h3 {font-family: georgia, tahoma, verdana, arial, sans-serif;font-size: 10pt;color: #444444;margin-bottom: 0px;} font.gray {color: #AAAAAA;} a:link { color: #000066; } a:visited { color: #000066; } a:hover { color: #000066; }

EFRASYAP

• Pazar, Eylül 3, 2006 - ORTADOĞUDA TERÖRİST KİM?

İsrailde dogup büyümüş şu anda Southampton Üniversitesi'nde görev yapan  Dr. Oren Ben-dor geçenlerde  İndepent gazetesinde son derece doğru bir tesbitte bulunuyordu:

"İsrail terörle oluşturuldu ve özündeki ahlaksızlığı gizlemek için teröre ihtiyaç duyuyor. 1948'de, İsrail'e dönüşen Filistin'in bir bölümünde, Yahudi olmayanların çoğu etnik temizliğe maruz kaldı. Bu eylemler dikkatle planlanmıştı. O olmadan, Yahudilerin çoğunlukta olduğu bir devletin kurulması ve devletin Yahudi niteliğinin koruması mümkün olmazdı. 1948'den bu yana "İsrailli Araplar" olarak adlandırılan Filistinlilerden topraklarından atılmamayı başaranlar sürekli ayrımcılığa maruz kaldılar. Gerçekte çoğundan evlerini görünürde "güvenlik gerekçeleriyle" terk etmeleri istendi. Ancak gerçek amaç, onların topraklarına Yahudiler için el koymaktı."

 

Birde tarihe bakalım

 

1918 de ingilizlerin Filistin topraklarını işgal etmesiyle dünyanın her yerinden bu topraklara akın etmeye başlayan siyonist yahudiler ,1920 de Haganah adlı örgütü kurdular.Haganah İbranicede savunma anlamına gelir.Gene Filistin’deki Araplarla ve ilerleyen yillarda da Ingilizlerle savasmak için  Irgun Zvei Leumi,  kisaca Irgun adli bir örgütte kuruldu.1940 yılında Irgun`dan ayrilan Avraham Stern’in kurdugu  Lahome Herut kısaca  Lehi`de Araplar’a  karsi kanlı terör eylemleri gerçeklestirdi.  Haganah hakkında pekte bilinmeyen bir şey vardı. Örgüt, Araplara karşı kullandığı silahların bir kısmını Nazilerden temin etmekteydi.Bu örgütler hem Müslümanlara hemde kendilerine Filistin kapılarını açmış olan İngilizlere karşı terör eylemleri düzenliyorlardı.

BM Filistin topraklarının bölünmesine dair karar aldığında yahudilerin eğitim görmüş silahlı yetmiş beş bin militanı bulunuyordu. Bu silahlı militanların mevcut yahudi terör örgütlerine göre dağılımı şöyleydi: Hagana: 60 bin, Balamah: 5 bin, Irgun: 5 bin, Şatiron: Bin. Diğer dört bin terörist de diğer terör örgütlerine mensuptu. İşte İsrail bu terörist militanlar tarafından kurulmuş ve yöneticileri de onların arasından çıkmıştır.

Haganah,İrgun ve Lehi nin aktif teröristleri, yillar sonra tüm dünyanin tanıdıgı isimler haline geldi. Menahem Begin,İzak Şamir,Ariel Şaron,David Ben-Gurion,Moşe Dayan ,başbakan  oldular,çeşitli bakanlıklar yaptılar.Bu teröristler, Israil’in kurulmasıyla eylemlerini bitirmedi, azaltmadı da. Aksine, daha da çok kan dökmeye başladılar. 14 Ocak 1994’de Şimon Peres`e Nobel barış ödülü verildi.Ama bu "Teröristlerin Efendisi" olarak tarihteki yerini almasına engel olamadı. Deir Yasin katliamı ve Kral Davud Oteli'nin havaya uçurulması eylemlerinin sahibi Menahem Begin ise 1978 yılında Nobel barış ödülünün sahibi oldu. Sabra ve Şatila katliamlarının birinci dereceden sorumlusu Ariel Şaron ise Abd tarafından  "Barış Adamı"  ilan edildi. Bir ara Kudüs belediye başkanlığı yapmış olan Teddy Kollek, İsrail'in kuruluşundan önce pek çok kanlı terör eyleminin sorumlusu olan Hagana örgütünün ileri gelen elemanlarındandı. İsrail'in Menahem Begin'den önceki başbakanı bayan Golda Meir 16 yaşından itibaren siyonist örgütler içinde faaliyet göstermiş biridir.Teröristlerin yönettiği bir ülkedende ancak terör beklenirdi. İsrail'in komşularına yönelik terör faaliyetlerinin ve çıkardığı savaşların anlamı  budur.

 

 

MOSHE DAYAN      SHAMİR         STERN          ŞARON           BEGİN             GURİON

 

 

 

 

İSRAİL’İN YAPTIĞI BAŞLICA KATLİAMLAR:

Kral Davut Katliamı (22 Temmuz 1946):
İsrail terör örgütü Irgun’un Kral Davud Oteli’ne düzenlediği saldırıda, aralarında İngilizler, Araplar ve Yahudilerin bulunduğu 96 kişi öldü 58 kişide yaralandı.Katliam İsrailin ilk başbakanı Ben-Gurion’un emriyle gerçekleştirildi

 

Baldat Al-Şeyh Katliamı (30-31. Ocak 1947):

60 ölü, birçok yaralı

Yehida Katliamı (13 aralık 1947):

 31 ölü, 63 yaralı

Hisas Katliamı (18.Aralık 1947):

 10 ölü, çok sayıda yaralı

Kazaza Katliamı (19 aralık 1947):

 5 ölü, çok sayıda yaralı

Semiramis Oteli Katliamı  (05 Ocak 1948):

20 ölü, 16 yaralı

Deir Yasin Katliamı(9 Nisan 1948):
Irgun terör örgütüne bağlı militanlar tarafından Deir Yasin Köyü’nde gerçekleştirilen katliamda 254 Filistinli sivil hayatını kaybetti.Öldürülenlerin çoğu kadın ve çocuktu. Yahudi teröristler hamile bir kadının karnını yararak karnındaki çocuğu da öldürmüşlerdi. Teröre şahit olanların anlattıklarına göre yahudi teröristler bu baskında kadınların kulaklarını kesiyor, kulaklarındaki küpeleri alıyor sonra öldürüyorlardı.Örgütün lideri Begin yaptıgı açıklamada  Bu önemli bir stratejik eylemdi. Bu eylemi gerçekleştirme şerefi sadece Irgun örgütüne ait değildir. Bu eylem Şatiron'un ve Balamah örgütündeki topçu birliğin katkılarıyla gerçekleştirilmiştir demiştir.

Naser Al-Din Katliamı (13 Nisan 1948):

40 ölü, 40 yaralı

Tantura Katliamı (15 mayıs 1948):

200 ölü, çok sayıda yaralı

Beyt Daras Katliamı  (21 Mayıs 1948):

Köyde yaşayanların tamamı katledildi

Lida Katliamı (9-18 Temmuz 1948):
İzak Rabin’in açık emirleriyle gerçekleştirilen Lida Katliamı’nda, 10 gün içerinde 60.000 kişi evlerinden atılırken, bunu takip eden El Tira, Tantoura ve Hayfa katliamları ile yüzlerce Filistinli sivil katledildi.

 Dahmaş Camisi Katliamı (11 Temmuz 1948):

450 ölü, birçok yaralı

Davayima Köyü Katliamı (29 Ekim 1948):
İsrail işgal ordusuna bağlı üç ayrı bölük El-Halil’deki Davayima Köyü’ne girdi ve hiçbir karşıkoyma olmamasına rağmen rasgele açılan ateşle kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere 80 Filistinli öldürüldü.

Safsaf Köyü Katliamı(29 Ekim 1948):
İsrail ordusunun Safsaf Köyü’ne düzenlediği saldırı sırasında köylülerin üzerine rastgele açılan ateş 70 kişinin ölümüne neden oldu.

 Houla Katliamı (31 Ekim 1948):

82 ölü, birçok yaralı

İarafat Katliamı,( 07 Şubat 1951);

10 ölü, 8 yaralı

Gazze Kenti Katliamı (05 Nisan 1956):

60 ölü, 103 yaralı
Kufr Kasem Katliamı (29 Ekim 1956):
İsrail’in Mısır’ı işgali arifesinde, bölgedeki bir Filistin köyüne saldıran işgal askerleri, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 49 Filistinli sivili acımasızca katletti.Çok sayıdada insan yaralandı.
Samu Katliamı (Kasım 1956):
Batı Şeria’ya bağlı Samu köyüne saldıran işgalci askerler, köyü yerle bir ederken, imha operasyonunda 18 Filistinli hayatını kaybetti. Onlarcası yaralandı.

Kibya Köyü Katliamı (12 Ekim 1958):
Ariel Şaron liderliğindeki bir grup İsrail askeri tarafından, Batı Şeria’da bulunan Kibya Köyü’ne düzenlenen saldırıda 45 ev havaya uçuruldu. 69 kişi hayatını kaybetti, 75 kişi de yaralandı. Ariel Şaron bu evlerde kimsenin yaşadıgını bilmiyorduk dedi. Aynı gece iki Filistin köyüde ateşe verildi.

Ürdün Katliamları (15 Şubat 1968):
İsrail uçakları Ürdün nehri boyunca 15’ ten fazla Filistin köyüne havadan napalm bombası yağdırdı. Saldırıda resmi rakamlarla 56 kişi feci şekilde yanarak can verdi.

İrbid Katliamı (4 Haziran 1968):

İrbid şehrini bombalayan İsrail uçakları 30 Filistinlinin ölümüne neden oldu.

 Abu Za’abel Katliamı (12 Şubat 1970):
 
İsrail uçakları Mısır sınırındaki Abu Za’abel’i havadan bombaladılar. Saldırıda hedef seçilen bir fabrikadaki 70 işçi öldü.
 
Sha’a Katliamı (8 Nisan 1970):
 
Mısır’ın başkenti Kahire’ye 80 kilometre mesafedeki Sha’a eyaletinde bir okulu bombalayan İsrail  uçakları 46 çocuğu katletti.
Suriye Katliamı (8 Eylül 1972):
Suriye hava sahasını ihlal eden İsrail jetleri yedi köyü bombaladı. Saldırıda en az 200 kişi hayatını kaybetti.
Libya Katliamı (19 Şubat 1973):
Libya Havayolları’na ait bir yolcu uçağı İsrail tarafından düşürüldü. İçindeki 107 yolcu ve mürettebat hayatını kaybetti.

Güney Lübnan (1979):

İsrail bölgeye 113 gün boyunca aralıksız saldırdı.Sadece mülteci kamplarını değil köyleri ve kasabaları da bombaladı. 200.000'den fazla Filistinli ve Lübnanlı Beyrut'la Sidon'daki mülteci kamplarına kaçmak zorunda kaldı. 300 kişi hayatını kaybetti 800 kişi yaralandı ve 7.000'den fazla ev tahrip edildi.
Beyrut Katliamı (20 Temmuz 1981):
İsrail jetleri Lübnan’ın başkenti Beyrut’a hava saldırısı düzenledi. 45 dakikadan az süren bombalamada İsrail jetleri, 300 sivili öldürdü. Yüzlerce sivil aynı saldırıda yaralandı ya da sakat kaldı.

Batı Beyrut Katliamı (4 Haziran 1982-3 aya yakın sürdü)

Ölü sayısı 18.000 yaralı sayısı 30.000 olarak açıklandı.

 

Sabra ve Şatilla Katliamları (15-18 Eylül 1982):
1982'de Lübnan'ı işgal eden İsrail kuvvetlerinin başkomutanı Ariel Şaron'un gözetimi ve koruması altında Lübnanlı Hıristiyan Falanjist milisler tarafından gerçekleştirilen katliamda binlerce kişi öldürüldü. Sadece 328 kişinin kimliği tespit edilebildi. Saldırganlar öldürdükleri kişilerin cesetlerini tanınmaz hale getirdiklerinden çoğunun kimliği tespit edilemedi.Sabra ve Şatila  bir kan gölüne dönmüştü. Her taraftan oluk oluk kan akıyor, Filistinlilerin cesetleri birbiri üzerinde duruyordu…Sabra Şatila katliamından sonra hazırlanan soruşturma dosyasında yer aldığı üzere; bu katliama katılan falanjist bir milisin 50 kadar Filistinli hakkında ne yapacağını İsrailli bir subaya sorduğunda aldığı cevap şu olmuştu: “Tanrının emrini yerine getir!” Sabra`da Kurbanlardan biride üç aylık Ziyauddin et-Tumeyzi idi. Üç aylık bebek Ziyauddin gerçekten tam "nokta vuruşu"yla, yakın mesafeden atılan tabanca mermileriyle alnından vurularak öldürülmüştü.

Şaron bu katliamdan sonra Beyrut kasabı olarak anılmaya başlandı.

Olay nasıl gerçekleşti:

Filistin kurtuluş örgütüne yazılı olarak verilen garantiye ragmen İsrail 15 Eylül 1982 de Batı Beyrut`u işgal etti.Antlaşmaya göre FKÖ Beyrutu terkedecek İsrailde Beyruta girmeyecektir.FKÖ kenti terkedince İsrail şehirde cinayet yağma ve tutuklamalarına başladı.

Asıl akıl almaz vahşet ise Sabra ve Şatila mülteci kamplarında yaşandı.16 Eylül 1982 Perşembe günü İsrail ordusu Sabra ve Şatila`yı tamamen kuşattı.Kamp çevresine keskin nişancılar yerleştirildi.1500 kişiden oluşan bir grup ise daha önce İsrail ordusu tarafından çizilen  oklarla yönünü bularak İsrail ajanı Said Haddad`ında yardımıyla  batı Beyrut yönünde harekete geçti. Şatila kampının girişinde bekleyen askerler ise gece ile birlikte Falanjistler’in kampa girmelerine izin vermeleri emrini aldı.İlk katliamlar güneşin batmasından önce, İsrail karargahının önündeki Arsal ismindeki bölgede başladı. Katil sürüleri, İsrail ordusu tarafından kendilerine verilen jiplerle kampın her yanına yayıldılar. İnsan kıyımı  hiç aralıksız 40 saat sürdü. İsrailliler, katliamı işgal altında tuttukları  binanın 7. kat damından izlediler. Gece karanlık tamamen inince İsrail ordusu dört bir taraftan kampların üzerine aydınlatma fişekleri atmaya başladı. Kampların, geceleyin bu kadar güçlü ve sürekli aydınlatıldığını gören basın mensupları, Batı-Beyrut’taki İsrail askeri sözcüsünden açıklama istedi. Fakat askeri sözcü susmaktaydı.

16 Eylül Perşembe akşamından 18 Eylül Cumartesi sabahına kadar süren akıl almaz katliamdan sağ kurtulanlar, tanık oldukları tüyler ürpertici katliamı şöyle anlattılar:

 

“İlk saatlerde Falanjist milisler yüzlerce insanı öldürdüler. Dar sokaklarda hareket eden herşeyin üzerine ateş ettiler. Evlerin kapılarını kırarak, akşam yemeklerinin tam ortasında aileleri son ferdine kadar öldürdüler. Kamp sakinleri yataklarında, pijamaları üstlerinde öldürüldü. Birçok evde pijamalarıyla öldürülüp, kanlı bezlere sarmalanmış 3 ya da 4 yaşında çocuk cesetleri vardı. Fakat çoğu katiller salt öldürmekle yetinmedi. Birçok olayda, saldırganlar kurbanlarını öldürmeden önce organlarını kesti. Çocukların ve bebeklerin kafalarını duvarlara vura vura parçaladı. Kadınlar ve kızlar balta darbeleriyle öldürülmeden önce tecavüze uğradı. Bazen insanlar, sokakta toplu halde kestirmeden öldürülmek için evlerinden zorla dışarı çıkartıldı. Milisler baltayla, bıçakla, erkek, kadın, bebek,çocuk ve yaşlı ayırtetmeden öldürerek etrafa terör saçtı. Kimi kez, kurban gördüklerini ve yaşadıklarını sonradan anlatabilsin diye, ailenin bir ferdini sağ bırakıp diğer tüm fertlerini sağ kalanın gözleri önünde öldürdüler... Birçok kadının önce ırzına geçilip, ondan sonra öldürüldü. Öldürülen kadınlar sonradan çırılçıplak soyuldu ve vücutlar bir haç oluşturacak şekilde dizildi. Tecavüze uğrayan kızlardan biri sadece 7 yaşındaydı.”
 

Babası, annesi, büyükbabası ve tüm kardeşleri öldürülen 13 yaşındaki Filistinli bir kız çocuğu şunları anlatır: “... Yanımda sürekli ağlayan 9 aylık yeğenim vardı. Yeğenimin ağlaması askerden birini sinirlendiriyordu. Bu asker sonunda, ‘bu çığlıklardan bıktım usandım’ dedi ve bebeğin omuzuna bir el ateş etti. Bunun üzerine ağlamaya başladım ve ona, bu çocuğun ailemden sağ kalan tek çocuk olduğunu söyledim. Bu söz askeri daha da sinirlendirdi, bebeği yakaladı ve bıçakla keserek vücudunu ikiye ayırdı.”

(Sabra ve Şatila Katliamları sf. 38, Amnon Kapeliouk)
 

Bu tüyler ürpertici vahşetin yüzlerce örneği yaşanır Sabra ve Şatila’da. Kesin sayı hiçbir zaman bilinemedi, ama binlerce ölü ve kayıp olduğu kesin. Ayrıca 3500 kişinin`de kamyonlarla götürüldüğü daha sonra hiçbirinden haber alınamadıgı biliniyor.
 

Eretz Kontrol Noktası Katliamı, 17 Temmuz 1984

11 ölü, 200 yaralı

Tunus Katliamı (1 Ekim 1985):

İsrail Tunus’taki FKÖ karargahına hava saldırısı düzenledi. Saldırıda 70 kişi hayatını kaybetti.

Oyon Kara Katliamı (20 Mayıs 1990):

13 ölü, çok sayıda yaralı
Kudüs Katliamı (8 Ekim 1990):
Mescid-i Aksa’yı yıkarak yerine Süleyman Mabedi yapmak isteyen Yahudilerle Filistinliler arasında çıkan çatışmada, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 30 Filistinli hayatını kaybetti, 850 kişi de yaralandı.
Hz. İbrahim Camii Katliamı (25 Şubat 1994) :
Batı Şeria’nın El Halil kentinde bulunan Hz. İbrahim Camii’ne sabah namazı esnasında bir Yahudi tarafından gerçekleştirilen saldırıda, aralarında çocukların da bulunduğu 50’nin üzerinde kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 300 kişi de yaralandı.
Kana Katliamı (18 Nisan 1996):
Bu katliam İsrailin verdiği ismle gazap üzümleri olarakta bilinir.Başbakan Şimon Peres`in emriyle İsrail  Lübnan’da bulunan BM korumasındaki Kana mülteci kampına saldırdı. Çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 109 Filistinli hayatını kaybetti. Katliam, kafaları kopan çocukların oluşturduğu acı manzaralarla zihinlere kazınırken, BM saldırının bilinçli olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Kudüs Katliamı (27 Eylül 1996):

Kudüs belediye başkanının kendiliğinden yıkılması için Kubbet’üs-Sahra’nın altına tüneller açtırması sonucu patlak veren olaylarda üç günde 76 kişi öldü.İsrail askerleri cuma namazı esnasında 4000 askerle Mescidi Aksayı kuşatıp namaz kılan müslümanların kafalarına kurşun  sıkarak öldürdü.

Ellinci Yıl Katliamı (14 Mayıs 1998):

İsrailin kuruluşunun 50. yıldönümünde, Filistinlilerin protesto gösterileri sırasında çıkan çatışmalarda dokuz Filistinli hayatını kaybetti, 1.200 Filistinli yaralandı.

Cenin Katliamı (3-15 Nisan 2002):
Batı Şeria’daki Cenin Mülteci Kampı’na zırhlı birliklerle saldıran İsrail ordusu yaklaşık 1.300 sivili katletti. Yani 13.000 mültecinin yaşadıgı kampta her 10 kişiden biri öldürüldü.Birleşmiş Milletler ise yayınladığı raporda İsraili çatışmalardan sonra kampa insani yardım ve doktor girmesini engellemekle suçladı.
Nuseyrat Katliamı (7  Mart 2004):
Gazze’deki Nuseyrat ve Bureyc mülteci kamplarına giren İsrail askerleri araslarında dört çocuğun da bulunduğu 14 sivili öldürdü.

Şeyh Ahmet Yasin Katliamı(22 Mart 2004):

Filistin’in manevi önderi Şeyh Ahmet Yasin sabah namazı çıkışında bizzat Şaron tarafından yönetilen bir askeri operasyon sonucu sekiz Filistinli ile birlikte hunharca katledildi. Yasin katliamı sonrası İsrail terörünün sınırlarının artık kalmadığı anlaşılırken BM’ nin katliamı kınamasının önünde yine ABD vetosu yer aldı.

Gökkuşagı operasyonu (Mayıs 2004):

Gazze şeridindeki Refah`ta İsrail askerleri Filistinlilere ait evleri yıkmaya devam etti.Enaz 40 filistinli öldürüldü.2000 yılında bölgede başlayan yıkımlarla yıkılan ev sayısıda 2.000 i aşmış oldu.

 Refah katliamı (mayıs 2004):

İsrail, gökkuşağı  operasyonunu protesto eden Filistinli kadın ve çocuklara helikopterden 4 roket fırlattı.İsrail askerlerinin ve tanklarınında  otomatik silahlarla katıldıgı katliamda kadın ve çocukların 22 si öldü 50 si yaralandı.

 

Kana katliamı (Agustos 2006):

 

37’si  çocuk olmak üzere 60’tan  fazla sivil öldürüldü. Kana kasabası yerle bir edildi.

 

Lübnan katliamı (12 Temmuz-14Agustos 2006):

 

1152 ölü 3500 den fazla yaralı.ölenlerin 400 den fazlası ise çocuklar.

 

Sadece bukadar değil  Ramallah, Nablus, Beytlaham, Tulkerem; Kalkiliya, Rafah, Han Yunus defalarca katliamlara sahne oldu .İsrailin katliamları saymakla bitmez.Gazzede hergün öldürülen birkaç Filistinli haberlere bile konu olamıyor artık.Halbuki oradaki soykırım dünyanın gözleri önünde devam ediyor.

 

 

SON SÖZ`ü Kuran`ı Kerim`e bırakalım.

 

Allahın vaadi haktır.

 

4 - Biz İsrailoğulları'na Tevrat'ta şu hükmü verdik: "Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat

 

çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz."

 

5 - Birincisinin zamanı gelince,üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine

 

getirilmesi gereken bir vaad idi.

 

(Bu MS.70 yılında gerçekleşmişti)

 

6 - Sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık.

 

7 - Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı

 

gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt-i Makdis'e  (Kudüse)  girmeleri, ele

 

geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz.

                                                                                      

                                                                      

                                                                   İsra suresi:4,5,6,7. ayetler

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 2006-10-21 15:15:25 - tebrikler

Yazan: Abhorrence
gerçekten güzel bir derleme yazısı olmuş ellerine sağlık
Bağlantı

• 2006-09-25 00:03:07 - sayfa

Yazan: ruyaprensi.com
Aynı zamanda siteyede link verseydiniz daha iyi olurdu.Ziyaretçileriniz daha fazlasını sitede görmüş olurlardı.Bilgi belge toplayarak siteyi geliştirmeye çalışıyorum .Şu anda 4 sayfa oldu.almanya ingiltere fransa da eklendi.Arşivinizde bu konularla ilgili bişeyler varsa katkılarınızıda beklerim.

Allaha emanet olun.
Bağlantı

oyun hileleri youtube makyaj yapma | Yalova | demet akalın | cografya kktc arog

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
kktc





Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa