EFRASYAP
• Pazartesi, Ekim 30, 2006 - BİZİM KUŞ YUMURTADAN ÇIKTI MI?
Dünyayı
aslında hükümetler yönetmez. Gizli servisler yönetir. Ordular yönetir.
Hükümetler ise devlete para kazandıracak profesyonellerdir sadece. Dünyayı
yöneten gruplardan en ilgiçleri istihbaratçılardır. Asında resmi olarak
hükümete bağlıdırlar ama onlar çekilince hükümet kuyruğuna basılan kedi gibi
ortalıkta boş boş ve anlamsız sesler çıkartarak döner.
İstihbarat
dünyasında bazı özel deyimler vardır. Mesela takip edilen kişi “müşteri” dir.
Karargah, kale, merkez gibi tanıdık deyimler yerine “İstasyon” terimini
kullanmayı severler. Birde bütün bunlar gibi “kuş yumurtası üretmek” diye bir
tabir vardır. Bu ne demektir. Herhangi bir ülkede uzun vadeli yapılacak ve
geniş kitleleri ilgilendirecek operasyonlar için kullanılan bir deyimdir.
Aslında elinizle büyüttüğünüz bir çeşit saatli bombadır. Yapacağınız operasyon
için önce bir şahıs bulursunuz. Bu şahısa x diyelim. X görevi itibariyle
provakasyon yapacak ve toplumda kargaşa yaratacaktır. Ama bu x’i daha
üniversite ve hatta belki de lisede bulursunuz. X aslında sizin yumurtanızdır.
Bu yumurtayı çok özenli bir şekilde büyütürsünüz ve x’in yumurtadan çıkmasını
beklersiniz. Yumurtadan çıktığında artık
sizin istekleriniz doğrultusunda hareket edecektir. Ve böylece sizde istediğinz
psikolojik operasyonu gerçekleştirebileceksinizdir. Nasıl mı? Mesela bu x kişisini
üniversite yıllarında alır yetiştirisiniz, sonra üniversiteye araştırma
görevlisi, yada öğretim üyesi, hatta belki de okutman olarak almasını
sağlarsınız. Sonra akademisyenlerinize yaptırdığınız araştırmaların altına
imzasını attırarak x’i profluğa kadar çıkartırsınız. Bir süre sonra satın aldığınız
medya kuruluşları aracılığıyla x şahsını ülkenin en muteber araştırmacısı,
yazarı falan yaparsınız. Hatta “Aydın” kimliğini pekiştirmek için birde kendi
uzantınız olan kuruluşlardan ödül verirsiniz. X artık olmuştur. Ve
belirlediğiniz zamanlarda çok radikal açıklamalarla halkın kafasını bulandırır
ve siz soğuk savaşta bir piyon daha kazanmış olursunuz.
İşte Orhan
Pamuk’da bence bir kuş yumurtası operasyonu neticesinde doğmuştur. Baktığımızda
aristokrasi geleneği ve bürokrat yapılanmanın ortasında büyümüştür. Fakat nasıl
olmuşsa bir dönem gitmiş ABD de edebiyat kursu görmüştür. Bu kurs Iowa
universitesi bunyesinde verilen International Writing Program (IWP) isimli cok
ilginc bir kurs. Uluslararası Yazı programı... işte Orhan Pamuk bu kursta çok
şey öğrenmiş olacak ki biden yıldızı parlıyor. Sonra Dr James Irwin Irlanda’nın
başında bulunduğu IMPAC isimli şirket birden bire Pamuk’a ödül veriyor. Birde
hatırı sayılır miktarda para. Dr James Irwin Irlanda başlı başına bir yazı
konusu aslında. Meraklı olanlar araştırsınlar.
Aslında
konuyu geçmiteki 10 yıl yayarak araştırırsak çok ilginç sonuçlara varıyoruz ama
bu sonuçları anlatmaya burada sütunlar maalesef yetmiyor. Örneğin her fırsatta
dile getirdiğim “4. soğuk savaş başlamıştır” cümlesinin nedeni daha rahat
anlaşılır. Kısaca şunları diyebiliriz. Bir grup var bu topralarda emeli olan.
Bu grup zamanında Ermenilerin “Büyük Ermenistan” hayali kendi hayallerine engel
teşkil ediyor diye 1915 tehcirinin yapılmasını sağlamışlardı. Ardından bazı
bürokratlarımızın katline sebep olup Büyük Türkiye hayalini de
engellemişlerdir. Yakın tarhimizde sağ sol olaylarında da bu gurubu görüyoruz,
alevi sünni olaylarında da. Şimdi ise yine bu grup sahnede. Bu grubun seçimler
öncesinde ve sorasında AKP ile flörötünü çok iyi biliyoruz. Sonra bakıyyoruz
mesela Sayın başbakan kısa bir süre önce “Şimdi Sırada Nobel var” demişti.
Orhan Pamuk nobeli aldığında da Sayın Dışişleri bakanımız, bu durumu kalıcı bir
zafer olarak değerlendirmişti. Fransanın Ermeni soykırımı kanunu ile
kaybettiğimiz geçici yenilginin yanında kalıcı zafer... kendi görüşü saygı
duyarım. Ama dünya medyasını taradığımızda konu ile ilgili çok ilginç haberleri okuyoruz. Mesela Frankfurter
Allgemei ne gazetesi kendlerinin İslamı anladığını ama İslamın kendilerini
anlamadığı tezinden yola çıkarak “Kültürler Diyaloğu’ndan ve Pamuk’un Doğulu
anlatma zevkini Batı’nın kuşkuculuğuyla birleştirdiğinden dem vurmaya
başlamadan, şunun açıklıkla bilinmesi gerekir: Bununla özgürlük, özerklik ve
insancıllık kastedildiği sürece, Pamuk Batı’nın kendisidir.” Diyor. Handelsblatt
gaztesi ise Pamuk’un İslamcılara karşı oladuğu çin ödüllendirildiğini yazdı. El
Pais gazetesi Pamuk’un milliyetçi kesimle ve Askerle kavgalı olduğu için
Nobel Barış ödlünüde alması gerektiğini savunuyor. Bunları inanın çoğaltmak
mümkün. Hatta bazıları var ki Türkiye’de hangi kesimin nasıl tavır alacağını
bile yazmaya kalktı. Gerçi hesabı tutmadı ama olsun.
Birde
geçmişimize bakalım. Meslea 27 Ocak 1999 tarihli Cumhuriyet gazetesine
bir göz ataım. Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı “Ben Demorat Değilim”
başlıklı yazısı çok ilginçtir. Meraklı olanlar yazıyı arşivden bulsun
ve baksındalr. Orada Rahmetli Kışlalı Orhan Pamuk isimli şahıs la
yukarıdaki x isimli şahsın popüleritesinin arttırılmasındaki olayların
akışının nasılda benzerlik taşıdığını anlatıyor. Ve Tahsin Yücel ve
Emin Özdemir gibi ağırlığı olan kişilerin Pamuk’u nasıl ağır
eleştirdiklerinden bahsetmiş. Hatta Prof.Fahir İz'in Orhan Pamuk’un
aslıdna Atatürk düşmanı olduğunu kitaplarındaki yazılarından nasıl
ortaya çıkarttığını anlatmış ve okunmaya değmez, zayıf bir kişilik
olarak yorumlamış. Hatırlayalım “Kara Kitap”tan; “Atatürk kendini
içkiye vermiş meyhane kalabalığına, cumhuriyeti emanet etmiş olmanın
güveniyle gülümsüyordu..." Rahmetli Kışlalı Orhan Pamuk’un bir (?!)
numaralı aydın olarak ilan edilmesine ise araya bit yeniği sokuşturmak
olarak yorumlamış ve bunu yapanlara tiksinerek baktığını yazmıştı. Bir
Dil bilimci olan Prof. Dr. Tahsin Yücel ise Orhan Pamuk için “Türkçe’yi
yanlış kullanıyor demiyorum, bence O bu dili bilmiyor bile” diyor. Öellikle
Fatih Altayı’nın sözleri tamda bizim yukarıdaki Kuş Yumurtası
hadisesiyle örtüşmekte. “Orhan Pamuk 1985-1988 arasinda tam uc sene
Amerika'da kaldi. Pamuk bu
donemde Iowa Universitesi
bunyesinde verilen International Writing Program (IWP) isimli cok
ilginc bir kursu bitirdi. Kursun amaci dunyanin degisik bolgelerinden
gelen ve kendilerinde potansiyel gorulen yazarlarin Amerikan hayatini
tanimalari ve kitaplarini yazabilecek guzel bir ortama kavusmalari.
Pamuk'un bu kurstan sonra hayati degisti. Bu yazar egitim kursu
programinin bas sponsoru ise Amerikan Disisleri Bakanligi'ydi. Bir
baska ilginc yakinlik; Orhan Pamuk'un yakin dostlarindan biri de Israil
kokenli Amerikan gazetecisi Jeri Liberdi. Liberdi, kurucusu oldugu
Insan Haklari Izleme Komitesi'ni temsilen Turkiye'deki insan haklari
ihlallerini konu alan bir rapor yazmisti. Bu raporda Turk ordusunun
Kurtlere katliam
yaptigi iddia edilmisti." İlginçlikler
dizisi bitmiyor ki, Adnan Binyazar; Pamuk, "Ödül, bana verilmemiş, Türk
edebiyatına verilmiştir" dese de, gerçekte bu ödül, Türk edebiyatının
vardığı çağdaş aşamaya verilmemiştir; Türkiye'nin siyasal manevralarla
boğazlanmak istendiği bir dönemde, söyledikleriyle Batılı politikacıların ekmeğine yağ süren bir anlayışa verilmiştir.” Diyor. Ahmet yıldız; "Yaşar
Kemal ya da Fazıl Hüsnü Dağlarca 'NOBEL'i asla alamazdı!" Çünkü, Nobel
Edebiyat Ödülü gerçekten "Muhalif!" olanlara verilmiyor!.. Kendi
ülkelerinin ve halklarının başı dik, bağımsız ve müreffeh olması için
"Batı" karşısında gerçekten muhalif olan yazarlar değil tercih edilen.
Pamuk gibi "Batı.." ve "Batı"nın "değerleri" adına ülkesinin
değerlerinin yeşermesine muhaliflik yapanlara veriliyor.” Ve daha bir sürü haklı eleştiri. Uyarmadan
edemeyeceğim. Ülkemiz üzerinde her zaman olduğu gibi sürekli oyun
tezgahlanmaya devamediliyor. Bu da onlardan birisi olabilir mi acaba.
Yani bizim kuş yumurtalarından çıkan civcivlerden biride Orhan
Pamukmudur.????
|
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!
|
|
|
|
|
• 2007-01-25 20:04:10 - yumurtadan çıkmak