İdeolojiler…
Bir devrin yüz karaları. Tabi ideolojiler denilince aklınıza bir takım
kavramlar gelmesin. Nedir bu kavramlar. Mesela İslamcılık (zaten adı bile
saçma) gibi bir ideoloji olamaz. Zira Din ideolojileştirilmeyecek kadar büyük,
kapsamlı ve beynelmilel bir tabirdir. İdeolojiler ise benim kanaatimce hasta
beyinlerin ürettiği bir takım fikirler ve bu hasta fikirleri çürütmek için
üretilen anti fikirlerdir. Yine ideolojileştirilemeyecek bir başka kavram ise
milliyetçiliktir. Milliyetçilik öz ve biçim itibariyle milletini yükseltme ve
refah seviyesinin üstüne çıkartma hayalidir. İki şekilde olur. Dar alanda ki
buna şovenizm de denir. Örneğin hem şehri milliyetçiliği ya da Türkiye gibi
dünya üzerinde 400 milyonu aşkın soydaşın varken sadece Anadolu dersen şovenlik
yapmış olursun. Bu ikisi çok farklı kavramlardır. Ama ülkemde yaşadığımız
psikolojik savaş bu kavramların altını oymak adına sürekli anlamını küçültecek
hareketlerde bulunmaktadır. Peki, ideoloji nedir? İdeoloji; Siyasal
veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir grubun
davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral,
estetik düşünceler bütünüdür. Bu noktadan hareketle diyebiliriz ki ideolojiler
doğdukları coğrafyanın dışına taştığında bir süre sonra karşıt fikirlerle
çarpışmalar sağlayacak ve iş terörizme dönüşecektir. Hâlbuki fikirler
insanların daha rahat yaşaması için oluşturulan anlam bütünleridir.
Örnek
vererek açıklamak gerekirse, CHP sosyalist enternasyonel’e üye olduğu sürece
ideoloji partisidir. İdeoloji partisi olduğu sürece ülkenin gelişimi için
tehdit teşkil etmektedir. DTP, SHP, ATP, DEHAP, EMEP, EP, Hak-Par, İP, TKP de
aynı şartlara haiz yapılanmalardır. DSP bir fikir hareketidir. Bir dönem
ideoloji bataklığına batsa da kendisini kurtarmayı başarabilmiş ve fikir
partisi olma noktasına yükselebilmiştir. Tabi bununla birlikte AKP, ANAP, DYP,
MP, YP ve HYP gibi partiler ne fikir, ne ideoloji partileridir. Bunlar sadece
siyaset yapmak için kurulmuş ve dağılması çok kolay olabilecek yapılanmalardır.
Zira buradaki insanları bir arada tutan hiçbir bağ yoktur. Tabi bu noktada da
DYP yi biraz farklı bir konumda tutmakta fayda görmekteyim. Zira DP döneminde
kalan bir zihniyetle hiçbir amaç gütmeksizin sadece babası oy verdiği veya
çalıştığı için DYP ye çalışan ve DYP li olduğunu dillendiren hiç de
azımsanamayacak kadar büyük bir kitlede bulunmaktadır. MHP ve BBP kuruluş
itibariyle bir fikir partileridir. Zira ikisi de Milliyetçilik fikri ile
kurulmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken şey her iki partinin de seçmen
kitlesinin Türkiye’de olasına rağmen her iki partinin de hizmet etmesi gereken kitle
bütün Türk Dünyası ve diğer ülkelerin içinde azınlık olarak yaşayan Türklerdir.
Fakat son zamanlarda üzülerek görmekteyiz ki her iki partide şovenizme doğru
kaydırılmaya çalışılmaktadır. Vatan kelimesinin bütün Türk Dünyası coğrafyasını
kapladığı zamanlardan ki “ Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan. Vatan
büyük ve müebbet bir ülkedir Turan” dizeleri bu zamanlar için yazılmıştı; sadece
Türkiye olarak kalması “Türkiye Sevdalıları” sözcüğünde anlamlanmıştır ki bu
durum fikri boyutun değişime uğradığını göstermektedir. Elbette ki ideoloji
hastalığına bir dönem bu iki partinin tek çatı altında toplandığı dönemi de
katmak gerekir. Yani 1980 öncesi dönemde ithal olarak ülkemize sokulmaya
çalışılan Marksist ideolojilere karşı bir anti ideoloji hastalığına yakalanmış,
1985 sonrasında bu anti ideolojiye gerek kalmadığı için yeniden partiler asli
yapılanmasına geri dönmüşleridir. Bu durum 1995 lere kadar sürmüştür. Ve şu
anda aslında bütün Türk dünyasının yeniden bu iki partinin gerçek olması
gereken yapılanmasına dönmesine ihtiyacı vardır. Yani Milliyetçilik fikrinin bu
iki parti tarafından yeniden sahiplenmesine ihtiyaç vardır.
Bu sahiplenmeyle
birlikte bilinmesi gereken bir diğer nokta ise milliyetçilik, şehitlik gibi
kavramlar başlı başına bir öz kavramdır. Yani bu tip kavramların önüne,
arkasına, sağına, soluna eklemeler yapılamaz. Yapanlar ya cahildir,
bilmediklerinden yapmaktadırlar, ya da gafildir yaptıklarının hainlerin işine
geldiğini bilmiyorlar.
Şöyle ki;
Milliyetçilik daha önce bahsettiğimiz gibi bir araç değil, amaçtır, özdür.
Siyasi doktrin veya ideoloji değil, dünya görüşü ve düşünce sistemidir. Böyle
olduğu içinde ne siyasi, ne iktisadî rejime bağlı değildir. Amaç milleti
Müreffeh milletler seviyesinin üstüne çıkartmaktır. Günün şartları, toplumun
ihtiyaçları, devletin imkânları hedefe ulaşmak için neyi gerektiriyorsa o
yapılır. Bu bağlamda örnek vermek gerekirse MHP nin 57, hükümet döneminde DSP
ile ortaklık kurması zannedildiği gibi basiretsiz bir siyaset anlayışı değil,
üst mertebede bir Milliyetçilik anlayışındandır. Tabii olarak bu durumu yalan
siyasetine alışmış kitleler yanlış anlamış ve MHP basiretsiz gösterilmeye
çalışılmıştır. Bu kitlenin cehaletinden gelmektedir.
Konumuza
geri dönersek, demek ki Milliyetçilik bir amaçtır. Yani Atatürk Milliyetçiliği,
Türkiye Milliyetçiliği, gibi ucube kavramlar olamayacağı gibi Milliyetçilik
ilkesiyle Faşizm, Liberalizm, Ümmetçilik, hümanizm gibi ideolojik takıntılar
bir arada duramaz.
İdeolojiler
aslında çok uzun bir konu. Fakat son not olarak belirtmekte fayda görüyorum ki
ideolojiler bitirildiği takdirde dünyada Terör ve gözyaşı kalmayacaktır. Zira
terörün ana beslenme noktası ideolojilerdir.
Bu konuya
daha çok açıklık getirmek için ülkemizde kullanılan kavramlarla ilgili birkaç
yazımız daha ileride yayımlanacaktır.
|